MİRKELAM NEDEN KOŞUYORDU?
-Bir Sosyoloji Denemesi-

Can ŞEN

            Mart ayında (2017) piyasaya çıkan Mirkelam Şarkıları albümü 90’lı yıllarda müzik dünyamızda bir anda parlayan Mirkelam’ı yeniden hatırlamamızı sağladı. Mirkelam, kendi adını taşıyan 1995 yılında çıkan ilk albümündeki “Her Gece” parçası ve bu parçanın klibiyle o günlerin en çok konuşulan sanatçılarından biri olmuştu.

            Mirkelam Şarkıları albümünde Gülşen’in seslendirdiği “Her Gece” parçası beni çocukluğuma götürdü ve Mirkelam’ın 1995 yılındaki ilk klibi üzerine düşünmeye sevk etti. Parçanın Mirkelam’a ait olan sözleri, müziği ve sanatçının etkileyici yorumu bir yana klibinin ilk anda çağrıştırdıklarından anlam olarak daha fazlasına sahip olduğunu düşünüyorum. Belki de klibin çekildiği günlerde Mirkelam’ın ve ekibinin düşündüklerinin bile fazlasına…

            Umur Turagay’ın yönetmeliğini yaptığı[1] “Her Gece” klibi büyük oranda bir İstanbul kenar mahallesinde geçmektedir.[2] Klibin yürüme sahnesi Yenibosna’da, koşma sahnesi Ahırkapı’da çekilmiştir.[3] Bu da klipten yola çıkarak 90’lı yılların İstanbul kenar mahallelerinin sosyolojik durumuyla ilgili yorum yapabilme imkânı vermektedir bize. Zira sosyolojik eleştiri, sanat eserinin kendi başına var olmadığını ve içinde doğduğu toplumun bir ifâdesi olduğunu kabul eder.[4] Bu düşünce “edebiyat sosyolojisi”, “sinema sosyolojisi” gibi sanat eserlerinde toplumun yansımalarını inceleyen disiplinlerarası çalışma alanlarının doğmasını sağlamıştır.

            Klibin başında Mirkelam bir İstanbul kenar mahallesinde yürümekte ve şarkısını söylemektedir. Fonda ilk olarak oyun oynayan birkaç çocuk ve eski evler görülmektedir. Ardından klibin 34. saniyesinden itibaren peyzaj daha geniş görülür.

 
Görüntü-1     

            Klibin 36. saniyesinden alınan ilk görüntüde iki ilkokul öğrencisi kız okula gitmekte ya da okuldan dönmektedirler. Arka planda eğilimli bir sokak, sokağın başında eski bir elektrik direği, çocukların arkasında boş bir arsa ve daha arkada gelişigüzel inşa edilmiş apartmanlar görülmektedir. Anadolu’nun çeşitli yerlerinden “taşı toprağı altın” diyerek İstanbul’a gelen insanların konut sorunlarının o yıllarda kenar mahallelere kolay ve ucuz yoldan mimari güzellik ve sağlamlıktan yoksun binalar diken müteahhitler eliyle çözüme kavuşturulduğu (!) bilinmektedir. Zamanında erkenden İstanbul’a gelip değersiz arsaları ucuza kapan müteahhitler buralara binalar dikmişler ve bunları Anadolu’dan göçenlere kiraya vermişlerdir. İstanbul’un gecekondu sorununun yerini zamanla gecekondu semtlerine dikilen bu binalarla beraber “çarpık betonlaşma” sorunu almıştır. Anadolu insanının köyündeki yaşam şeklini devam ettirmeye çalıştığı tek katlı gecekonduların yerini zamanla bu binalar almıştır.


 
Görüntü-2

             Klibin 69. saniyesinden alınan ikinci görüntüde mevcudiyetini koruyabilmiş tek katlı bir gecekondu arka planda görülmektedir. Gecekondunun yanındaki bina ise sıranın ona geldiğini, yakında yıkılıp yerine bir bina inşa edileceğini işaret etmektedir. Apartmanın yanındaki ve gecekondunun önündeki henüz doldurulamamış boş arazi ise bu sokakta yaşayan insanlar için oldukça işlevseldir. Kimi zaman görüldüğü üzere otomobil park edilen bu boş araziler özellikle çocukların -hijyenik olmasa da- oyun oynadıkları bir park görevi de taşımaktadır.

            Görüntü-2’de dikkat çeken bir başka ayrıntı ön plandaki çöp konteynırıdır. Konteynır ağzına kadar dolmuş, hatta çöpler yere taşmıştır. Bu da çöplerin günlerce toplanmadığını göstermektedir. Özellikle 90’ların başlarında bu tip kenar mahallelerde böyle alt yapı sorunlarının yaşandığı bilinen bir gerçektir. Kimi zaman çöpler günlerce toplanmamış, kimi zamansa elektrik ya da sular günlerce kesik kalmıştır.

 
 
Görüntü-3

             80. saniyeden alınan Görüntü-3’de bir önceki sokağın devamı görülmektedir. Mirkelam’ın arkasında mahalle sakinlerinden birinin muhtemelen ekmek teknesi olan kamyonet görülmektedir. Arka fonda ise yarım kalmış bir inşaat yer almaktadır. Müteahhidin batması ya da inşaatı yaptıran arazi sahibinin maddî sıkıntıya girmesi sonucu o yıllarda pek çok yapı bu şekilde yarım kalarak yıllar sonra tamamlanabilmiştir. Bu tür yarım kalmış inşaatlar da yine tehlikeli olmakla birlikte çocuklar için bir oyun alanı işlevi görmüştür. Bunun yanında bu tip yapılarda kimi zaman geceleri evsizler de barınmıştır.

            Klibin 83. saniyesi ile birlikte bu kenar mahalle peyzajı sona ermekte ve 125. saniyeden itibaren Mirkelam yürümeyi bırakarak koşmaya başlamaktadır. Peki, klibin çıktığı sene “Koşan Adam” olarak ünlü olan Mirkelam neden koşmaktadır?


Görüntü-4: "Koşan Adam" Mirkelam

             Anadolu’dan İstanbul’a göçüp kenar mahallelerde yaşayan ailelerin İstanbul’da doğan çocukları kimi zaman okullarda aldıkları eğitimin itici gücüyle, kimi zamansa o yıllarda her eve girmiş olan televizyonda görülen daha konforlu bir yaşamın özlemiyle içinde bulundukları kenar mahalle yaşamından sıyrılmak istemişlerdir. Bu yapabilmemin tek yolu ise “koşmak”tır. Güçlüklerle dolu kenar mahalle yaşamı içerisinde yürümek sadece mevcut yaşantının devam etmesini sağlar. Daha iyi bir noktaya gelmek isteyen kişinin ister eğitimle isterse iş hayatına atılarak yükselebilmesi için koşması gerekir. Zira çocukluk ya da gençlik çağındaki bu bireye ailesinin maddî olanaklar bakımından verebileceği pek bir şey bulunmamaktadır. Her şey gençliğinin baharındaki bireye kalmıştır. Bu noktada çoğu ailelerin de çocuklarını gelecek için bir ümit olarak gördüğünü unutmamak gerekir.

            Ayrıca şarkının ikinci kısmında geçen “Söyle sevgili, hadi söyle / Hiç mi mutlu olmadık? / Martıları sayarken / Hiç mi hayal kurmadık / Denizlere bakarken?” mısraları da bu noktada anlamlıdır. Kenar mahallede yaşayan genç insanlar denizi seyredip martıları sayarken gelecekteki güzel günlerin hayâlini kurmaktadırlar ve bu hayâllere kavuşmak için koşmak gerekmektedir.

            Mirkelam ve yönetmen Umur Turagay klibi çekerken bunları düşünmüşler midir, bundan emin değilim. Ama klibin ilk kısmındaki kenar mahalle peyzajını o yıllardaki Türkiye gerçekleri ile birleştirdiğimizde böyle bir “okuma” yapabilmemiz mümkündür. Çıktığı yıllarda bu klip ve Mirkelam’ın neden koştuğu anlaşılamamıştır. Mirkelam, kendisiyle yapılan bir söyleşide koşmasının sebebini yoruma açık bırakmıştır: “(…) Neden koştuğuma gelince; bunu açıklayamam. İşin büyüsü o. Herkes birşeylere koşuyor işte. Klibi izleyen kişi kendince düşünür ve yorumlar o koşmayı. (…)”[5] Lakin onun amaçsız bir şekilde koştuğunu düşünenler olmuştur. Mesela, o yılların ünlü ana haber spikeri Ali Kırca, onun için “Mirkelam, 90'lar Türkiye'sinin plastik kahramanlarının sonuncusu. (…) Koşuyor koşuyor! Bir yere varamıyor.”[6] demiştir. Buna rağmen ben böyle düşünmüyor ve Mirkelam’ın o yılların sosyal gerçekliğini yönetmen Umur Turagay ile birlikte başarılı bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Özellikle modernleşmeye ve buna bağlı olarak betonlaşmaya devam eden İstanbul’da günümüzde bu kenar mahallelerin gökdelenler ve rezidanslarla dolmaya başladığını düşünürsek bu klibin 90’lar İstanbul’una ait görsel bir belge niteliğine de sahip olduğunu söyleyebiliriz.

2 Nisan 2017

Kaynaklar:

Berna Moran, Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Cem Yayınevi, İstanbul 1981

Hulusi Tunca, Mirkelam Nereye Koşuyor, Açı Yayınları, İstanbul 1995

Mirkelam, “Her Gece”, https://www.youtube.com/watch?v=Ud2PF-nRc4E (Erişim tarihi: 23/03/2017)

 


[1] Hulusi Tunca, Mirkelam Nereye Koşuyor, Açı Yayınları, İstanbul 1995, s. 43

[2] Klibi https://www.youtube.com/watch?v=Ud2PF-nRc4E adresinden seyredilirsiniz. Klipten yaptığım görüntü alıntıları bu adresten alınmıştır (Erişim tarihi: 23/03/2017).

[3] Tunca, a.g.e.,  s. 102

[4] Berna Moran, Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Cem Yayınevi, İstanbul 1981, s. 62

[5] Tunca, a.g.e., s. 105

[6] Tunca, a.g.e., s. 83