Leylâ ile Mecnûn, İskender Pala
 (Kapı Yayınları, İstanbul 2006, 12. baskı, 100+VIII sayfa)

            Bilindiği gibi Leylâ ile Mecnûn Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında pek çok kez kaleme alınmış bir aşk hikâyesidir. Bu hikâyeyi Fuzûlî en mükemmel şekilde işlemiş ve Fuzûlî’nin eseri aşılamamıştır.

            Leylâ ile Mecnûn eskiden çok sevilen ve okunan bir eserdi. Bugün ise klâsik edebiyatımızla bağlarımızın -maalesef- kopması ve kültür emperyalizminin baskısıyla değerlerimizden uzaklaşmamızla bu eser gençlerimiz arasında pek bilinmemekte, eseri bilenler ise konusunu bilme basamağından çıkıp eseri okuyamamakta veya okumamaktadırlar.

            İşte Prof. Dr. İskender Pala, bu üzücü duruma bir dur demek için Leylâ ile Mecnûn’u mensur olarak ve gençlerimizin anlayabileceği bir dille yeniden kaleme almış. İskender Pala, eserinin “Sunuş” yazısında şöyle diyor:

  “Gerek üstat Fuzûlî’nin eseri, gerekse diğer Leylâ ile Mecnûn’lar asırlar boyunca Osmanlı coğrafyasının en ücra köşelerinde dahi her yaştan insan tarafından sevilerek okunmuş ve kültür alt yapımızın tesisinde mühim bir rol oynamıştır. Oysaki bugünün çocukları ne Leylâ ile Mecnûn’u, ne Ferhat ile Şirin’i, ne Kerem ile Aslı’yı tanıyorlar. Yetişen nesillerimiz Çiçek Kız’lar, He-man’ler, İskeletor’lar, Action Man’lerin kültür bombardımanı altında heder olmaktalar. Kendi klâsiklerimizin bir çizgi filmini dahi yapamadık henüz.” (syf: VIII)

            İskender Pala eserini 19 bölüm hâlinde düzenlemiş. İlk 14 bölümde hikâye işlenmiş. 15, 16, 17, 18 ve 19. bölümler ise Fuzûlî’nin Leylâ ile Mecnûn’undan alınmış birer gazelden müteşekkil.

            Kitabın dikkat çeken önemli bir hususiyeti de içerisine, büyük ihtimalle Fuzûlî’nin eserinde alınmış konu ile ilgili minyatürlerin serpiştirilmiş olmasıdır. Böylelikle kitap hem daha renkli bir hâle gelmiş,  hem de eserin gençler için cazibesi artmıştır.

            Köklerimizle aramızdaki zayıflayan bağları bu eseriyle sağlamlaştırmayı amaçlayan değerli Prof. Dr. İskender Pala’ya yazımı bitirirken teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

 Can Şen
Edebiyat Otağı, sayı:24, Eylül 2007

 

Geri