KAYA BİLGEGİL’İ YAŞATMAK 

Prof. Dr. Mehmet Kaya Bilgegil 1921 yılında Sivas’ın Gürün ilçesinde doğmuş, 21 Ekim 1987’de İstanbul’da vefât etmiştir. Bu sene aramızdan ayrılışının 20. yılı.
           Değerli bir edebiyat araştırmacısı olan Kaya Bilgegil yıllarca Gazi Eğitim Enstitüsü’nde, Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde ve Mimar Sinan Üniversitesi’nde çalışmıştır.
          Gençlik yıllarında şiirler ve mensûreler yazan Bilgegil, mensûrelerini “Cehennem Meyvası” adlı eserinde toplamış ve yayımlamıştır. Şiirlerini ise kitaplaştırmamıştır.[1]
           Bugün maalesef Kaya Bilgegil unutulmuştur. Sağlığında on üç eser veren Bilgegil’in sadece Bir kitabı piyasada bulunabilmektedir (Edebiyat Bilgi ve Teorileri). İlk eserini üniversite öğrencisi iken Darendeli saz şâiri Kusûrî hakkında yazan Bilgegil’in diğer eserlerinin yeni baskıları yapılmamaktadır. “Edebiyat Bilgi ve Teorileri” adlı eserinin dışında çeşitli makaleleri Yard. Doç. Dr. Zöhre Bilgegil tarafında bir araya getirilerek Akçağ Yayınevi tarafından yayımlanmıştır (Ankara 1997). Zöhre Bilgegil, bu esere yazdığı önsözde Bilgegil’in bu makalelerinden başka yazıları, şiir tahlilleri ve “Tahassür” adlı bir şiir defterinin bulunduğunu söylüyor ve bunları başka bir kitapta yayımlayacağını belirtiyor (syf:9). Zöhre Bilgegil’in bahsettiği bu çalışma aradan on yıl geçmesine rağmen yayımlanmamıştır.
         Kaya Bilgegil merhumun eserlerinin baskıları yapılmadığı gibi eserlerini sahaflarda bile bulmak mümkün değil. Sahafların çoğu Bilgegil ismini duymamış bile. İzmir’de Bilgegil’in eserlerini sorduğum bir sahaf bana “Kaya Bilgegil kimya uzmanı mıydı” şeklinde ucube bir soru sorarak beni derinden yaralamıştı.
         Kendisini Türk Edebiyatı’na adamış, yıllarca hocalık etmiş ve üniversitelerimize hocalar yetiştirmiş bir bilim adamı niçin nisyana terk edilir? Bu soruya bir türlü cevap bulamıyorum.
          Kaya Bilgegil’i vefâtının 20. yılında hatırlamalı ve onun akademik birikimini yaşatmalıyız. Bu edebiyatımıza hizmet etmiş değerli bir insana karşı boynumuzun borcudur. Eserlerinin yeni baskılarını yapmalı ve vefâtının 20. yılı anısına bir armağan kitap hazırlamalıyız. Buradan bu çalışmalar için yayımcılara, Bilgegil’in ailesine ve özellikle öğrencilerine sesleniyorum.
           Ben Bilgegil’i yaşatmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. “Edebiyat Otağı” dergisinin 17. sayısında (Şubat 2007) “Nisyana Terk Edilen Bir Eser: Cehennem Meyvası” başlıklı bir yazı yayımladım. Şu an elimde Bilgegil’in “Yarın” adlı mensûresinin tahlili hazır bulunmaktadır. Bu çalışmamı da aynım derginin Temmuz 2007 sayısında yayımlamayı düşünmekteyim.
            Kaya Bilgegil’i nisyanın karanlıklarından kurtarmak ve onu yaşatmak için geç kalmış sayılmayız. Bu yıl onun için bir şeyler yaparak aradan geçen yirmi yılı telâfi edebiliriz.

Mavi Yeşil sayı: 46, Temmuz-Ağustos 2007
Can Şen


 

[1] Orhan Okay, “Bilgegil, Mehmet Kaya” maddesi, İslâm Ansiklopedisi, cilt-6, syf: 156-157, TDV, İstanbul 1992

 

Geri