VURMA KAZMAYI FERHAD: ÂSAF HÂLET ÇELEBİ’NİN ŞİİRLERİNDE ŞAHISLAR

Araş. Gör. Halil Sercan KOŞİK
Mavi Yeşil, sayı: 88, Temmuz-Ağustos 2014

Cumhuriyet devri Türk edebiyatının en mühim şahsiyetlerinden biri olan Âsaf Halet Çelebi, kendine özgü şiir dünyasıyla çağdaşlarından oldukça farklı bir konumdadır. Şüphesiz bunun altında onun, divan edebiyatı ile Batı şiirini iyi bilmesinden başka Doğu ve Uzakdoğu kültürüne karşı duyduğu büyük ilgi yatmaktadır. Pek çok kültürü ve geleneği kendi iç dünyasında imtizaç ettiren şair, bunu aynı kudrette şiirine de yansıtmasını bilmiştir. Belki de bundan dolayıdır ki gerek yaşadığı dönemde gerekse de ölümünden sonra uzunca bir süre şairin şiirleri anlaşılamamış, anlaşılamadığı için de pek çok kimse tarafından alaya alınmıştır. Hatta bu durum, çeşitli karikatürlere bile konu olmuştur.

Modern bir gelenekçi olan Âsaf Halet, şiirlerini soyut bir âlem üzerine inşa etmiş, iç dünyasından kopup gelen imgelerle de bu âlemi beslemiştir. O, şiirin altyapısını kurarken İslamiyet’in yanında Hıristiyanlık, Musevilik, Budizm gibi değişik dinlerden de yararlanmasını bilmiştir. İslam tasavvufu ile Hint felsefesi ise onun beslendiği diğer önemli kaynaklardır. Şiirde daha çok sezgiye önem veren ve modernite ile geleneği birbirine bağlayan Âsaf Halet Çelebi’nin değeri ve öneminin anlaşılması son on beş yıla dayanır. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren şair üzerine çeşitli yazılar, kitaplar ve tezler kaleme alınmaya başlanmıştır. Günümüzde de bu durum sekteye uğramadan devam etmektedir. Şairin şiiri üzerine son yapılan çalışmalardan birisi, Vurma Kazmayı Ferhad: Âsaf Hâlet Çelebi’nin Şiirlerinde Şahıslar isimli eserdir. Can Şen tarafından kaleme alınan kitap, söz konusu yazarın 2012 yılında Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında yaptığı yüksek lisans tezinin üzerinde ufak tefek değişiklikler yapılmış hâlidir.  Şiir, hikâye, deneme ve mensureleri de bulunan çok yönlü bir yazar olan Can Şen’in şu ana kadar dört kitabı yayımlanmıştır.

Yazar “Giriş” bölümünde ilk olarak Âsaf Halet Çelebi’nin hayatı, sanatı ve eserleri hakkında ayrı başlıklar altında okuyucuya bir ön bilgi veriyor. Daha sonra “kültür şiiri” kavramını irdeleyen yazar, Âsaf Halet Çelebi’yi bir “kültür şairi” olarak ele alıyor. Bu bölümde daha çok farklı araştırmacıların Âsaf Halet Çelebi hakkındaki çeşitli yorumlarına yer verilmiş. Daha sonra yazar, kültür şiirinde şahıs isimlerinin önemi ve amacı konusuna değinerek bunu çeşitli örnekler ve alıntılarla pekiştirmeye çalışıyor. Ona göre şairin şiirlerindeki şahıslara dayalı olarak yapılacak çalışmalar, o şairin şiirindeki göndermeleri anlaşılır kılacağı için özellikle “kültür şiiri” yazan şairlerin anlaşılmasında büyük fayda sağlayacaktır. Yazar “Giriş” bölümünün son kısmında ise Âsaf Halet Çelebi’nin şiirde anlam hakkındaki poetik görüşleri ile söz konusu çalışmanın amacını ortaya koyuyor. Bu bölümde de Âsaf Halet’in kendisine gösterilen tepkiler üzerine çeşitli zamanlarda kaleme aldığı yazılar incelenerek aslında onun, şiirde anlamı hiç de dışlamadığı ve bilakis ona özel bir önem atfettiği belirtiliyor. Yazara göre Âsaf Halet’in karşı çıktığı asıl husus şiirde anlamın çok açık olmasıdır: “…Çelebi şiirin anlaşılmasına karşı değildir. Onun karşı olduğu şey Ahmet Haşim’in de karşı olduğu gibi okuyucunun şiirden bir makale ya da gazete haberi açıklığı beklemesidir. Çelebi’ye göre okuyucunun şiiri hakkıyla anlayabilmesi için çaba göstermesi gerekmektedir”(s. 36).

İkinci bölüm ise çalışmanın asıl kısmını oluşturmaktadır. “Âsaf Hâlet Çelebi'nin Şiirlerindeki Şahıs İsimleri ve İşlevleri” başlıklı bu bölümde Çelebi’nin şiirlerinde şahıs isimlerine dayalı telmihler tespit edilerek bunların şairin şiirine olan katkısı irdeleniyor. Yoğun söz söyleme sanatı olan telmih, metni yorumlayanın zihninde yeni duygu ve düşünceler uyandırır. Bu çağrışımlar sayesinde metnin anlam dünyası genişleyip zenginleşir. Telmih, bu özelliği sayesiyledir ki pek çok şair tarafından tercih edilen bir edebi sanat olma özelliği gösterir. Geleneğin çokça teveccüh ettiği bu sanata gelenekten beslenen bir şair olan Âsaf Halet Çelebi de kayıtsız kalmamış, telmih sayesinde şiirinin anlam dünyasını genişletmiştir. 

 Şen, bu ikinci bölümde, Âsaf Halet’in şiirlerinde geçen şahıs isimlerini yedi başlık halinde tasnif etmiştir. Bu tasnif, “Sanatçılar”, “Çelebinin Yakın Çevresindekiler”, “Masal Kahramanları”, “Hayali Şahıslar”, “Mitolojik Şahıslar”, “Dini-Tasavvufi Şahıslar” ve “Tarihi Şahıslar” şeklinde başlıklarından meydana gelmektedir. Otuz yedi şahıs isminin geçtiği bu kısımda her bir şahıs, ilgili başlığın altında verilip değerlendirilir. Ayrıca burada söz konusu şahısların şiirlerde nasıl ve niçin yer aldığı da örneklerle gösterilmiştir. Araştırmacı bunun için şairin şiir külliyatını oluşturan yetmiş dokuz şiirini ele almıştır. Kitapta, yukarıdaki başlıklar altında incelenmiş kişilerin isimleri sırasıyla şöyledir: 1. Arif Dino 2. Bedri Rahmi 3. Debussy 4. Nedim 5. Çerkes Nevres Dadı 6. Mariyya 7. Ömer 8. Ömer Çocuk 9. Zenci Nergis Kalfa 10. Bahtiyar 11. Marquis de Carabasse 12. Bayan Ayten 13. Don-Jose 14. Leyla 15. Cem 16. Ferhâd 17. Şirin 18. Bodhisattva 19. Cüneyd 20. Gotama 21. İbrahim 22. İsus 23. Kunâla 24. Mansûr 25. Meryem Ana 26. Mevlana 27. Muhammed 28. SidhartaBuddha 29. Süleyman 30. Bahtunnasır 31. Eflâtun 32. Evliya Çelebi 33. Fatih 34. Murat 35. Osman Gazi 36. Selim-i Sâlis 37. Yıldırım.

Kitabın üçüncü bölümünde ise Âsaf Halet Çelebi’nin şiirlerinde tespit edilen şahısların dağılımı tablo ve grafiklerle gösterilmiştir. İstatiksel verilerden hareketle ortaya konan bu bölümde Çelebi’nin şiirini oluşturan kaynaklar net bir biçimde görülmektedir. Buradan elde edilen sonuca göre “din, tasavvuf, tarih, mitler ve masallar Çelebi’nin şiirinin ham maddeleridir” (s. 160). Ayrıca yazara göre, “Çelebi şiirlerinde özellikle kültürel şahıslara göndermelerde bulunarak, şiirine genişi bir arka plan sağlamıştır ve bu durum Çelebi’nin şiirinin kültürel olarak ne kadar zengin olduğunu ortaya koymaktadır” (s. 160).

Sonuç bölümünde ise Âsaf Halet Çelebi’nin şiirlerinde şahıs olarak daha çok kültüre mâl olmuş kişileri kullanmasının onun kültürden geniş ölçüde yararlandığını ve bunun da Çelebi’yi bir kültür şairi yaptığı tespiti ortaya konulmuştur. Çelebi, şiirlerinde Türk kültüründen, Doğu ve Batı medeniyetlerinden, dinler tarihinden ve mitolojiden yararlanmasının yanı sıra yaşadığı dönemdeki sanatçılarla yakın çevresindeki bazı insanlara da şiirlerinde yer vermiştir. Ayrıca bu kısımda yazar, Çelebi’nin şiirinde şahıs isimlerini bir telmihle sınırlı kalmayarak şahsa ait özellik ve olaylarla imgeleştirerek verdiğini, böylece şiirin yoğun bir ifade imkânına kavuştuğunu da dile getirmektedir.

Umuyorum ki Can Şen’in bu çalışması, anlaşılabilmesi için okurda belli bir bilgi ve nitelik gereken Âsaf Halet Çelebi’nin şiiri için bir kılavuz görevi görecek ve onun şiirini okurken zorlu dalgalarla boğuşan Çelebi okuruna geç kalmış bir yardım eli uzatacaktır.

Kaynakça:

Saraç, M. A. Yekta(2012), Klasik Edebiyat Bilgisi Belâgat, İstanbul: Gökkubbe Yayınları.

         Şen, Can (2014), Vurma Kazmayı Ferhad: Âsaf Hâlet Çelebi’nin Şiirlerinde Şahıslar, Ankara: Gece Kitaplığı.