“EDEBİYATIMIZIN BAHÇESİNDE DOLAŞIRKEN” DÜŞÜNDÜKLERİM VE HİSSETTİKLERİM

 Can Şen
Mavi Yeşil, sayı: 53, Eylül-Ekim 2008

            Prof. Dr. Mehmet Kaplan Türk edebiyatı için bir talihtir; onun yaktığı bilim meşâlesi kendisi sağken edebiyatımızı aydınlattığı gibi, vefâtından sonra da yetiştirdiği çok değerli hocalarımız ve ondan bize yâdigâr kalan eserleriyle edebiyatımızı aydınlatmaya devam etmektedir. Şu fâni dünyada okumayı benim için şerefli bir vazife, heyecanlı bir uğraşı hâline getiren birkaç isimden birisi olan Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın yeni çıkan bir eserini alıp okumanın ve onun hakkında yazı yazmanın benim için nasıl duygulu bir iş olduğunun hissetmenizi isterdim.

            Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın Dergâh Yayınları’ndan çıkan Prof. Dr. Zeynep Kerman’ın derlediği 56 yazıdan oluşan “Edebiyatımızın Bahçesinde Dolaşırken” (İstanbul, Ekim 2007, 272 sayfa) bana “kayıp bir hazine”ye ulaşmanın heyecanını yaşattı. “Kayıp hazine” diyorum, çünkü Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın sağlığında hazırladığı pek çok deneme, inceleme ve çeviri kitaplaşmamış bir vaziyette dergi sayfalarında durmaktadır. Kaplan Hoca sağlığında yazılarının bir kısmını kitaplaştırmış; Nesillerin Ruhu, Edebiyatımızın İçinden gibi. Kitaplaşmamış yazıları ise hâlen çok fazladır. Bu çokluğu belirtmek için şöyle bir rakam vereyim: Kaplan Hoca’nın 1939’dan 1983’e kadar yazdığı deneme ve makaleleri ile tercümelerinin listesi tam 37 sayfa tutmaktadır! (Bakınız: Mehmet Kaplan’a Armağan, Dergâh Yayınları, İstanbul 1984, s. 30-67)

            Yazarak düşünmeyi kendine düstur edinen bu büyük âlimimizin bu kadar çok yazmış olması gayet doğaldır ve hem edebiyatımız hem de Türk düşüncesi için büyük bir kazançtır. İşte bu yüzden “Edebiyatımızın Bahçesinde Dolaşırken” beni gerçekten çok sevindirdi. Kaplan Hoca’nın daha önce okumadığım yazılarını okumanın bana verdiği hazzı size nasıl tarif etsem ki?...

            Neler var bu kitapta? Fuzûlî’den Orhan Veli’ye, Bâkî’den Mehmet Çınarlı’ya, Ziya Gökalp’ten Nurettin Topçu’ya, Dede Efendi’den Erol Güngör’e edebiyatımız, şâirlerimiz, düşünce adamlarımız ve Kaplan Hoca’nın o kendine has sezgi ve düşünce yeteneğiyle ortaya koyduğu altından değerli yorumlar… O yorumlar ki onları altından kıymetli yapan Kaplan Hoca’nın fikrî namusu ve o mükemmel üslûbu… Fazla söze ne hacet?

            Şimdi bu kitabı okuduktan sonra gönül yeni arzulara kapılıyor: Kaplan Hoca’nın diğer yazıları da kitaplaşsa, onlardan da istifâde etsek. Hele tercümelerinin kitaplaşması ne kadar güzel olur. Kaplan Hoca’nın titizliği yaptığı tercümeleri kim bilir nasıl mükemmelleştirmiştir?

            Yazımı ben doğduğum yıl vefât eden, kendisini hiç tanıyamadığım, ama eserlerinden çok şey öğrendiğim Kaplan Hoca’mıza Allah’tan rahmet dilerken dergilerde kalan diğer yazılarının ve özellikle tercümelerinin en yakın zamanda kitaplaşmasının temenni ederek bitiyorum…