ÇİMENLER BİLEK ÖPER Mİ?

Melike N. KORKMAZ

Şiir nedir? Şiir yazabilmek için ne gerekir? Görmek mi?... Görmek nedir? Bir elmaya baktığınızda ne görürsünüz? Bir elma yalnızca bir elma mıdır? Değilse nedir? Peki ya ilham nedir? Nerede bulunur? Çağırdığımızda gelen bir şey midir ilham? Utangaç bir kız çocuğu mudur yoksa, ismini her duyduğunda kapının arkasına saklanan?...

Sorular, sorular…

‘Poetry / Şiir’ (2010) filmi su yüzünde bu sorularla meşgul olurken suyun derinliklerinde suç, ahlak, adalet, vicdan, sorumluluk ve toplumsal yozlaşma gibi meselelere değiniyor. Chang-Dong Lee derinlerde öylece kalakalmış çürümüşlükleri su yüzüne iterken şiir sanatından yardım alıyor ve sonuç olarak perdeye bahar kokulu bir film yansıtıyor.

Filmde torunuyla birlikte yaşayan 60 yaşlarındaki bir kadını, Mija’yı takip etmemiz isteniyor. Mija nereye giderse kamera da oraya sürüklüyor bizi ve attığı her adımda Mija’ya ilişkin bir kırıntı bırakıyor yola. Mija sözcükleri anımsayamamaktan yakınıyor. Mija endişeli. Mija neşeli. Mija sevgi dolu. Mija çocuksu ve masum. Mija çiçekleri çok seviyor. Mija şiir yazmak istiyor. Mija bir şiir kursuna yazılıyor. Mija görmek istiyor. Mija bakıyor, bakıyor, bakıyor… Bir gün torunuyla ilgili bir şey öğreniyor. Mija tepkisiz. Mija şaşkın. Mija aslında öfkeli de. Topluma. Belki torununa. Örtbas edilmişliğe. Duyarsızlığa. Öfkeli. Öfkesini şiddete dönüştüremeyecek kadar da kırılgan. Ne yapmalı Mija? Nasıl baş etmeli? Alzheimer’dan bahsediyor gittiği doktorlar. Unutmalı belki de. Yavaş yavaş yok olmalı herkesle beraber her şey. Olmuyor. Hafızası badminton topu gibi hızlıca gidip geliyor ama ne herkes ölmek için hevesli ne de her şey kaybolmak için aceleci. Fakat kaçıncı evrededir bilinmez, sanki ‘toplum’ ondan ‘daha Alzheimer’. Hatta belki de hiç olmadı yaşlı bir kadından daha az Alzheimer. Öyleyse şiire sığınmalı Mija. Çiçeklere, renklere, doğaya… Rüzgârla yıkamalı yüzünü, yağmurla örtmeli üstünü. Yaprakların hışırtısında aramalı şiiri. Yere düşmüş bir kayısıda bulmalı güzel sözcükleri.

‘Kayısı kendini yere atıyor. Bir sonraki hayatına başlayabilmek için ayaklar altında çiğnenip eziliyor.’ (Mija)

Ve en sonunda, ölü bir kız çocuğunda doğurmalı şiirini.

 "Agnes’in Şarkısı"

          …

Şimdi elveda deme vakti
Esip geçen yel gibi
Gölgeler gibi.
Tutulmamış sözlere,
Sonsuza mühürlenmiş aşklara,
Bileklerimi öpen çimenlere,
ve beni takip eden küçük adımlara
elveda deme vakti.
….

 

Şiir nedir? Nerededir? Çimenlerin öptüğü bileklerde mi gizlidir?
Belki de yalnızca ölümlü bir yağmur damlasının boş sayfada bıraktığı izdir.

Mart 2014