ŞİİR VE EDEBİYAT SOHBETLERİ 

            Şiir ve Edebiyat Sohbetleri, değerli edebiyat araştırmacısı ve tarihçisi Nihat Sâmi Banarlı’nın vefâtından sonra, eserin adından da anlaşılabileceği gibi, Banarlı’nın şiir ve edebiyat konulu yazılarının Kubbealtı Neşriyatı tarafından derlenmesi ile meydana getirilmiş bir eserdir. Eser iki ciltten müteşekkil olup birinci cildi 1976, ikinci cildi 1982 yılında neşredilmiştir. 2004 yılında ise iki cilt birleştirilerek “Edebiyat Sohbetleri” adıyla eser yeniden yayımlanmıştır.

            Kubbealtı Cemiyeti tarafından birinci cildin başına konulan “Takdim” yazısında eser hakkında şöyle denilmektedir:

            “Değerli edebiyat tarihçisi ve hocası, vatan ve îmân adamı Nihat Sâmi Banarlı, zamânın eskitemeyeceği fikir, duygu ve millî heyecan mahsûlü yazılarını, uzun seneler, çeşitli mecmûa ve gazetelerde neşretmiştir. Ancak, bu müstesnâ kıymetler silsilesini, perâkende ve dağınık bırakmanın, hem memlekete hem de, bu çok müstesnâ kalem sahibine, bir nevî ihânet olacağını düşünen Cemiyetimiz, yazıları mevzûlarına göre sınıflandırmış ve ilk kitabı ‘Şiir ve Edebiyat Sohbetleri’ ismi altında neşretmiş bulunuyor.” (syf: 5)

            Şiir ve Edebiyat Sohbetleri’ni oluşturan yazılar, kimi zaman birbirine paralel ve kimi zaman birbirini tamamlayan bir görünüm arz ediyorlar. Bu, Banarlı’nın üzerinde kafa yorduğu bir konuyu tek bir yazı ile bitirmediğine, tekrar tekrar düşünüp konuyu tekâmül ettirmeye çalıştığına bir işarettir.

            Kitaptaki yazılar Banarlı’nın başlangıcından yaşadığı zamana kadar gelen edebiyatımızı nasıl geniş bir şekilde özümsediğini göstermektedir. İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyat’nı olsun (meselâ, “Orhun Âbideleri” cilt-1, syf: 249), Divân Şiiri’ni olsun (meselâ, “Eski Şiir” cilt-1, syf: 9), Halk Edebiyatı’nı olsun (meselâ, “Halk Şâirlerinin Destanlarıyle Türk-Rus Savaşları” cilt-2, syf: 200), Yeni Türk Edebiyatı’nı olsun (meselâ, “Küfür ve Edebiyat” cilt-1, syf: 183) mükemmel bir bakışla kavramış yazılarına aktarmıştır. Yazılarında kullandığı örnek metinler onun ne kadar geniş bir edebî kültüre sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca yazılar dikkatli incelenirse Banarlı’nın derin bir din ve tarih bilgisine sahip olduğu da görülür.

            Banarlı kelimenin tam mânâsıyla Türk-İslâm sentezine bağlı bir “kültür milliyetçisi”dir. Bunu en bâriz şekilde ikinci cildin başında yer alan “Beyannâme”den anlamaktayız. Banarlı, “Beyannâme”sinde kültür kavramına büyük önem vermekte ve kültüler arası alışverişin bir edebiyatta millîliği öldürmeyeceğini belirterek dış etkilere açık bir gelişim göstermiş olan Klâsik Türk Edebiyatı’nın da millî olduğunu söylüyor. Edebiyatımızın bu devresinin millî olmadığı gerekçesiyle unutturulmaya çalışılmasını şöyle değerlendiriyor:

            “Bütün bunların tamâmıyle yabancı hattâ zararlı varlıklarmış gibi, yeni Türk nesillerine, sistemli bir şekilde unutturulmaya çalışılması, millî bir memleket bünyesi için, akıl almaz hâdisedir.” (cilt-2, syf: 5)

            Günümüzün değerli edebiyat araştırmacılarından Mehmet Nuri Yardım, bu eser hakkında şunları söylemektedir:

            “Edebiyat Sohbetleri ise farklı makalelerden meydana gelen bir kitap gibi görünse de, aslında onu birçok mevzunun âhenkle buluştuğu bir komple eser olarak görmek gerekiyor. Başlangıcından itibaren Türk edebiyatını çok mükemmel bilen ve bu edebiyatın temel dinamikleri ile altyapısından haberdar olan Banarlı, şair ve yazarların işlediği konuları anlatırken, onların beslendiği fikir ve zihin kaynaklarına da zaman zaman temas eder. Okuyucu edebiyât âleminin bilinmeyen dehlizlerinden heyecanla ve iyi bir kılavuzu takip etmenin huzurlu tevekkülüyle geçiyor. Mihmandarımız, edebiyâtımıza temel malzeme oluşturan konuları didikliyor ve sonuçta bizi şair ve yazarlarımızın tarih boyunca ürettiği edebî ürünlerle baş başa bırakıyor. Tabiî ki Banarlı bunu yaparken, sadece bir ‘nakilci’ konumunda değil, aksine çok ehliyetli bir yorumcu olarak da bizi yönlendiriyor.”[1]

            Milletimiz son yıllarda köklerinden ve kendi kültüründen uzaklaşarak dejenereleşmeye başlamıştır. Yetişen yeni nesiller millet bilincinden kopmaktadırlar. Edebiyat bu durumu önleyebilecek yegâne dayanaklarımızdandır. İşte bu yüzden Banarlı’nın Şiir ve Edebiyat Sohbetleri’ni (ve buna benzeyen eserleri) gençlerimize, özellikle de lise öğrencilerine okutmalıyız. Bu yolla kültürüne ve köklerine sahip nesiller yetiştirebilirsek Banarlı’nın ruhunu şâd etmiş oluruz.

Can Şen
Bize Göre, Nihad Sâmi Banarlı Özel Sayısı, 2007


 

[1] Mehmet Nuri Yardım, Kayıp İstasyon, Şûle Yayınları, İstanbul 2005, syf: 171-172

 

Geri