“AYLA DEMİROĞLU KİTABI” ÜZERİNE
Can Şen
Müsvedde, sayı:10, Nisan-Mayıs 2010 

            “Ayla Demiroğlu Kitabı” Prof. Dr. Âdem Ceyhan tarafından hazırlanan bir armağan kitap[1]. 1935 yılında İstanbul’da doğan, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arap-Fars Filoloji’si mezunu olan, Ahmet Ateş, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ali Nihat Tarlan, Tahsin Yazıcı, Hellmut Ritter gibi meşhur hocalardan ders alan, Tahran Üniversitesi’nde doktora yapan ve çeşitli kurumlarda çalıştıktan sonra 1996 yılında Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve edebiyatı bölümündeki görevinden emekli olan Ayla Demiroğlu ismini pek bilmememize rağmen eserden anladığımız kadarıyla önemli bir şahsiyet. Öğrencilerinden Âdem Ceyhan’ın hazırladığı bu eser ise bir vefâkârlık örneği.

            Eser üç bölümden oluşuyor. “Hatıralar ve Düşünceler” başlıklı birinci bölümde Ayla Demiroğlu’nun hayatı ve şahsiyeti üzerinde durulmuş. Bu bölümde özellikle Âdem Ceyhan’ın eserin hazırlanış macerası ile ilgili yazdıkları ve yine Âdem Ceyhan’ın Ayla Demiroğlu ile yaptığı röportaj ilgi çekici. Âdem Ceyhan’ın şu satırlarının Demiroğlu’nun Türk kültürü için ne kadar önemli bir şahsiyet olduğunu ortaya koyması bakımından alıntılamak istiyorum:

  “Tavır ve reaksiyonlarından anladığım kadarıyla Ayla Hanım, Avrupaî bir yaşama biçimini benimsemiş genç öğrencilerin kendi dilimiz, tarihimiz, edebiyatımız, musikimiz, mimarimiz, kısacası millî kültür değerlerimiz konusundaki meraksızlık, alâkasızlık ve bilgisizliğine şahit oldukça, derin bir üzüntü duyar, karamsarlığa kapılırken, ‘mollalar’ adını verdiği muhafazakar gençlerinden modern olmayışından, bazı yeniliklere bigâne kalışlarından ve kaba davranışlarından rahatsızlık hissederdi. Bu bakımdan onun millî kültür değerlerimizi tanımayan, hatta bilmemeyi ve sevmemeyi neredeyse bir ‘marifet’ ve ‘meziyet’ sayanların kendimizi; ‘modernlik’ adı altında sayılabilecek birtakım şeyleri gerekli bulmayan çevrelere mensup gençlerin de yeniyi tanımasını istediğini, bir yönden doğu-batı sentezine taraftar olduğunu söylemek mümkündü…” (s.10)

            Âdem Ceyhan, Ayla Demiroğlu’nun şahsiyetindeki bu “doğu-batı sentezi” noktasını iyi yakalamış. Gerçekten de Demiroğlu’nun yukarıda alıntıladığımız özellikleri Peyami Safa’nın “Doğu-Batı Sentezi” eserindeki anlayışın bir nevi hayata aktarılmış hâlidir.[2]

            Eserin birinci bölümünde Âdem Ceyhan yazısı ve röportajından başka Demiroğlu’nu tanıyan çeşitli kişilerin onun hakkındaki yazıları da yer alıyor.

            Eserin ikinci bölümünde Ayla Demiroğlu’nun “Kâtibî-i Nişabûrî ve Gülşen-i Ebrâr Mesnevîsi” adlı üniversite mezuniyet tezine ve yayımlanmış yazılarına yer verilmiş. Eserin üçüncü bölümü ise çeşitli araştırmacı ve incelemecilerin Ayla Demiroğlu’na adadıkları yazılar yer alıyor.

            Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler şöyle: Âdem Ceyhan, Yusuf Çetindağ, Necip Fazıl Duru, R. Gülen, Halil İbrahim Bulan, Ahmet İşler, Nesrin Tağızade Karaca, Cihan Okuyucu, H. Ahmed Schmiede, Müjgân Üçer, Ömer Zülfe, Sedat Akçakoyun, Hasan Aktaş, Selma Baş, Mikâil Bayram, Ekrem Bektaş, Ali Fuat Bilkan, Mehmet Çelik, Kenan Erdoğan, İrfan Karakoç, İhsan Sâfi, Hüseyin Saraç, Zeki Taştan.

            Yazımın sonunda Sayın Ayla Demiroğlu’na uzun ömür diliyor ve hocam Âdem Ceyhan’a böyle faydalı bir çalışmayı hazırladığı için teşekkür ediyorum.[3] 


[1] Kutup Yıldızı Yayınları, İstanbul 2006, 418 sayfa

[2] Bakınız: Peyami Safa, Doğu-Batı Sentezi, Yağmur Yayınları, İstanbul 1963

[3] Kitabı istemek için ceyhanadem@hotmail.com